Üsküp Gezilecek Yerler
Üsküp Gezilecek Yerler
Kuzey Makedonya'nın başkenti Üsküp gezilecek yerleriyle ekonomik bir gezi için ideal. Vize almadan gidebileceğiniz Üsküp'te kendinizi evde hissedeceksiniz.
Yurt dışına çıkmak, yeni bir kent keşfetmek istiyorsanız ancak vize işleriyle uğraşmak ve tonla para harcamak işinize gelmiyorsa Makedonya’nın başkenti Üsküp seyahat planlarınızı yaparken kesinlikle değerlendirmeniz gereken bir alternatif. Osmanlı kültürünün derin izler bıraktığı bu şehirde kendinizi evinizdeymiş gibi hissedeceksiniz. Ancak yeni bir kenti keşfetme duygusunu da yaşayacaksınız. Düşük bütçeli ve evrak işleriyle can sıkıcı olmayan en iyi seyahat destinasyonlarından biri Üsküp’ü, sizin için hazırladığımız Üsküp gezilecek yerler listemizle tanımaya başlayalım.
Biraz vaktiniz varsa Kuzey Makedonya Turu düşünebilirsiniz, Balkan coğrafyasını gezerek keşfetmek apayrı bir deneyim olacaktır.
Üsküp’e vardınız ve otelinize yerleştiniz. Şimdi sırada Üskip gezilecek yerler listemizle kenti keşfetmeye geldi!
Üsküp’te hiçbir yere gitmeden, sadece sokaklarda yürüyerek bile kentte Osmanlı İmparatorluğu’nun ne kadar derin izler bıraktığını görebilirsiniz. Bu yüzden Üsküp gezilecek yerler listemizdeki çoğu nokta, Osmanlı tarihin bir parçası olacak.
Üsküp Kalesi
Bir şehre ilk geldiğinizde şehri keşfetmeye başlamak için kentin en tepe noktasına çıkmayı seviyorsanız, Üsküp gezinize Üsküp Kalesi’nden başlamalısınız.
Kale ilk olarak Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş. Doğal afetler ve yangınlar sonunda kalede tarih boyunca büyük yenileme çalışmaları yapılmış.
Kaleye biraz dik bir yokuştan çıkılıyor. Ama bu yokuşu çıktığınız için pişman olmayacaksınız. Kalenin güzel bir manzarası var. Kale içinde bir de Osmanlı müzesi bulunuyor.
Üsküp Çarşısı
Kentin eski çarşısı şehirde kendinizi Anadolu’da hissedeceğiniz yerlerin başında geliyor. 12. yüzyılda Osmanlılar döneminde kurulmuş çarşıda irili ufaklı birçok dükkan bulunuyor. Çarşı içinde ziyaret edebileceğiniz birçok nokta bulunuyor Bu noktaların başında Gazi İshak Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan Bezistan var. Çarşı yakınlarındaki diğer bir önemli yer ise saat kulesi. 1573 yılında inşaatı tamamlanmış kule, Osmanlı toprakları içindeki ilk saat kulelerinden biri.
Çifte Hamam çarşının tam kalbinde yer alıyor. 15 yüzyılda inşa edilen bu hamam 1915 yılına kadar asıl fonksiyonuyla kullanılmış. Hamam günümüzde Üsküp Çağdaş Sanatlar Galerisi’ne ev sahipliği yapıyor. Galeride dönem dönem etkinlikler düzenleniyor. Çarşı yakınlarındaki Kurşunlu Han III. Selim döneminde 1550 yılında yaptırılmış. Bir dönem hapishane olarak da kullanılan han bugün Makedonya Ulusal Müzesi’nin bir parçası.
Taş Köprü
Kentin armasında yer alan Taş Köprü kentin en önemli görsel simgelerinden biri. 214 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğindeki bu köprü sadece Romalılar döneminden kalan bir eser değil, kent kimliğinin önemli bir parçası. Bu köprü tarih boyunca Üsküp’te yaşamış farklı etnik kökenlere, farklı dinlere sahip Üsküplülerin buluşma noktası.
Rahibe Teresa Evi
Rahibe Teresa, Üsküplülerin en çok grur duydukları hemşehrilerinden biri. 1910 yılında Üsküp’te doğan ve asıl adı Gonca Boyacı olan Rahibe Teresa 1979 yılında Nobel Barış Ödülü’nü kazandı. 2009 yılında açılan bu ev de Rahibe Teresa’nın anısını canlı tutmayı amaçlıyor. Evde Rahibe Teresa’nın hayatına dair eşyalar ve dokümanlar sergileniyor.
Makedonya Müzesi
Çarşı yakınlarında yer alan Makedonya Müzesi; Tarih Müzesi, Etnografya Müzesi, Doğal Tarih Müzesi ve İkona Galerisi’nden oluşan bir müzeler topluluğu. Müzede Makedonya tarihini ve topraklarını yakından tanımanız mümkün.
Milenyum Haçı
Üsküp’te fark etmemenizin imkânsız olduğu yapılardan biri de kentin tepesindeki dev haç. Kentin hemen hemen her noktasından görünen bu metal haça araba ve teleferikle ulaşmanız mümkün.
Matka Kanyonu
Üsküplülerin oldukça şanslı olduklarını söyleyebiliriz. Çünkü yaşadıkları kentin hemen yakınında Matka Kanyonu gibi müthiş bir doğal güzellik var. Kente yaklaşık 15 kilomtre mesefedeki Matka Kanyonu’nda sakin bir gün geçirebilirsiniz. Eğer biraz heyecan arıyorsanız kanyonda düzenlenen doğa sporu aktivitelerine katılabilirsiniz.
Üsküp’e yapacağınız bir gezi ile hem bize yakın hem de kendine has farklılıkları olan Makedon kültürünü yakından tanıyabilirsiniz.
Biraz Geçmişten Bahsedelim
Makedonların “Skopye” dedikleri, Vardar Nehri’nin ikiye ayırdığı güzel Üsküp kentininin geçmişi M.Ö. 4.000 yılına kadar uzanıyor. Neolitik dönemden bu yana yerleşim olan kentteki ilk önemli izleri Makedonya – Roma savaşı sonrasında kenti ele geçiren Romalılar bırakmışlar.
Kentin ilk dönemlerindeki şehir merkezi bugün kentin birkaç kilometre dışında olan ve eğer arkeolojiye meraklıysanız Üsküp gezilecek yerler listenizde mutlaka yer alması gereken Scupi antik kentiymiş.
Scupi bu dönemde Romalılar tarafından askeri bir merkez olarak kullanılmış. Bu dönem içinde kent nüfusu etnik olarak çeşitlenmiş ve artmış. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinin ardından Scupi, Bizans İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelmiş.
518 yılında kent, Makedonya’nın yaşadığı en büyük doğal felaketi yaşamış. Bu yıl yaşanan deprem sonunda kentin neredeyse tamamı yıkılmış.
695 yılında kenti Slavlar almışlar. 830’lu yıllara gelindiğinde de kent Bulgar İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelmiş.
Osmanlı Üsküp’ü 1392 yılında aldı ve şehir 1912 yılına kadar bir Osmanlı kenti olarak yaşadı. Bu dönem içinde kent altın çağlarını yaşadı. Belgrad ve Saraybosna ile birlikte bölgenin en büyük kentlerinden biri haline gelen Üsküp, bugünkü görüntüsünü büyük ölçüde bu dönemde kazandı.
Osmanlıların ardından Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı döneminde kent Bulgarlar, Sırplar ve Makedonlar arasında el değiştirdi. Birinci Dünya Savaşı sonunda şehir yeni kurulan Yugoslavya Krallığı’nın bir parçası haline geldi.
İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler 8 Nisan 1941 tarihinde kenti ele geçirdiler ve kenti savaşın başlangıcında müttefikleri olan Bulgarlara bıraktılar. Bu dönem içinde kentte yaşayan yaklaşık 4.000 kişilik Yahudi nüfus Treblinka kampına gönderildi ve hemen hemen hepsi bu kampta öldü. Kent 13 Kasım 1944 tarihinde Yugoslav Partizan güçleri tarafından geri alındı.
İkinci Dünya Savaşı sonunda Yugoslavya’nın bir parçası haline gelen Üsküp, bu dönemde de bir altın çağ yaşadı. Sanayi, eğitim ve kültür alanında kentte kurumlar açıldı. Bu kurumlar hem Üsküp kentinin hem de Makedonya’nın kalkınmasını sağladı.